7 yaşındaki çocuğuma Trump’ın “kötü” birisi olduğunu söylediğimi Facebook’a postladığımda, onca “çalışma”m sonrasında birisini “kötü” olarak nitelendirebilmemin şaşırtıcı olduğunu belirten bazı cevaplar aldım.

7 yaşındaki çocuğuma; “tanımadığın birinin arabasına asla binme, dışarıda kötü insanlar var” ve “kendine güven, eğer herhangi birinin kötü olduğunu hissedersen, onlarla oyun oynama, sadece arkanı dönüp yürüyerek uzaklaş ya da o insanlardan kaç” gibi uyarılarda bulunuyorum. Çocuğu olan herkesin bu farklılıkları onlara öğretmesi ve gerçek hayatın tehlikeleri, kurtlar ve cadılar hakkında onları uyarması gerekir. Einstein, “çocuklarınızın akıllı olmasını istiyorsanız onlara peri masalları okuyunuz” demiş. Dışarıda her şey her zaman mutlu değil ve birinin bunu, her geçen gün daha da bağımsız hale gelen çocuklarına bir şekilde öğretmesi gerekir.

Çocukları eğitmek bir tarafa, bir de yoga hocası olarak sıklıkla karşı karşıya kaldığım bir spiritüel kafa karışıklığı hali de mevcut:

Zen çalışmaya başlamadan önce, dağlar dağ ve sular da sudur,
Zen gerçeğine atılan ilk bakıştan sonra ise artık dağlar dağ ve sular da su değildir,
aydınlanmadan sonra ise tekrardan dağlar dağ ve sular da sudur.

Eksiksiz her şeyin olumlu tarafını görebilen spiritüel arayış içinde sayısız insan vardır. Örneğin, Trump’ın seçilmesinin olumlu tarafını görürler. Ne kadar da aydınlanmış duygulardır bunlar, eğer doğru ve gerçeklerse. Ama bazen bu durum “spiritüel baypas”, yani spiritüel bir konsept uğruna gerçek duygularını inkar etme, olabiliyor.

Çok çok çok uzak bir perspektifte; yıldızların doğup, öldüğü ve evrenlerin gelip, geçtiği yerde; Trump dahi engin okyanustaki bir dalgadan fazlası değildir.

Ancak yoga bundan daha fazlası olan bir şeyi öğretir. Yoga, İda ve Pingala’dan bahseder. Bunlar, omurga boyunca yukarı doğru hareket eden iki enerji kanalıdırlar. Güneş ve ay enerjisi; bilincin uzay/zaman tezahürü ve ebedi olan, uzay/zamanın ötesinde olan bilincin ifadesidirler.

Trump’a, uzay/zaman kavramının ötesinde olan Pingala açısından bakarsanız; tabi ki Trump da olur, kabuldür. Arka planda çevirdiklerinin ve değerlerinin örüntüsünden bağımsız, suçsuz; sadece bir enerji tezahürüdür, kendi zamanının ve çağının kurbanıdır, zamanın engin okyanusunda bir küçük sinyalden fazlası değildir. Hitler ya da aşağılamak isteyebileceğiniz her kim varsa (pedofililer, kötü erkek arkadaşlar, kötü anne babalar) hepsi aynıdır.

Ancak, yoga İda’yı da tanımaktadır; uzay/zaman, yaşam ve ölüm, iyi ve kötü, güzel ve çirkin, sağlık ve hastalık boyutlarında bilincin ifadesi olan İda. Buradaki sır (gerçek sır), ayın yani İda’nın HER ZAMAN güneşi yani Pingala’yı yansıttığını bilmekte yatar. Ayrıymış gibi görünen bu ikili aslında birdir, tektir. Uzay/zaman boyutunda yaşamın ifadesi ise İLAHİ olandır ve başka bir yerde bulunamaz, özün ve onun suretlerinin inkârında barınamaz. İlahi olan; ebedi olanın, kendine “evet” diyerek kabul edilmesidir.
Her iki yolu da tanıyıp, kabul etmeyenler Kundalini enerjisini yükseltemezler. Bunun sırrı, ayın ışığının her zaman güneşin ışığını yansıttığını görmek; uzay/zamandaki deneyimlerimizin ebediyet olduğunu bilmektir.

Spiritüel arayışta olanların, ideal bir birlik öğretisinin konsepti uğruna, kendi duygu ve tercihlerini inkâr etmesi sıkça yaşanan bir durumdur. Buna “spiriüel baypas” denmektedir. İşin aslına bakarsanız, duygularla yüzleşmekte sıkıntı yaşayanlar spiritüel yolu tercih etme eğilimindedirler. Stephen Cope, Yoga and the Quest for the True Self (Yoga ve Gerçek Benliği Arayış) kitabında der ki spiritüel çember; kızgınlık, korku ve üzüntü gibi zorlu duygular karşısında zorluk çeken ve tüm durumlarda pembe bir tablo resmetmeye çalışan, ilişkilerinde, maddiyatla ve dünyevi meselelerde problem yaşayan insanlarla doludur.

Ancak, yoganın gerçek mesajı, dünyevi yaşamını inkâr etmemektir. Aslında dünyevi her şeyin, her ne olursa olsun, ilahi ışığın yansıması olduğunu görmektir. Bu konsept, rahatsız edici düşünce ya da alışkanlıklarla sorunlar yaşayan birisi şöyle dursun; sıradan bir insan için dahi fazlasıyla zordur. Yoganın zorluğu buradadır. Yoganın zorluğu, her şeyi ışıklandırmak/aydınlatmak değil; her şeyde ışığı/aydınlığı görmektir. Patanjali’nin bir yaşam biçimini ya da beslenme şeklini belirttiği tek bir Sutrası yoktur. Patanjali; arayışta olan, tapası olan, Svadhyaya’yı soruşturma ve arama tutkusu olan, İshvara Pranidhana’yı yani gerçeğin kaynağını arayan bireye ışık tutar.

Trump’ın da iyi olabileceğini düşünen insanların karşısında, çocuğuma Trump’ı sevmemeyi öğütleyecek kadar onlardan üstün görmüyorum kendimi. Herkesin düşüncesi gibi kendi düşünceme de, özün bir yansıması olmasından dolayı saygı duyuyorum. İşte bu ışık öncülüğünde, aynı fikirde olmamaya razı gelebiliriz. Düşüncelerimiz farklı diye birbirimizden nefret etmemeyi – senden nefret etmiyorum, aslında sana, senin sevgi ve ilgine özlem duyuyorum – farklılıklarımız içinde birbirimize saygılı olmayı araştırabiliriz.

ingilizce olarak yazımdan çeviren- Sevil Sert

Pin It on Pinterest

Haber Bültenine Ekle

Etkinliklerimiz hakkında bilgi almak için e-posta listemize kaydolun

Başarılı biçimde eklendiniz!