Sebep sonuç sadece zaman ve alan içerisinde peş peşe olan zihinsel ya da fiziksel olaylar demek. Zaman, alan, sebep-sonuç hepsi zihinde oluşan ve yok olan kavramlar. Zihinsel olan her şey gibi sebep sonuç kuralları bile çelişkili. Varoluş içerisinde hiçbir şeyin belirli bir sebebi yoktur, tüm evren en küçük şeye bile katkıda bulunur; hiçbir şey evren aynen olduğu gibi olmasaydı, var olamazdı. Her şeyin temeli ve sebebi her şeyin kendisi olunca, sebep sonuç kurallarının evrensel olmalarından bahsetmek yanlış olur. Evren içeriğe bağımlı değildir, olasılıkları sonsuzdur.

Doğruluğun, iyiliğin, uyumun ve güzelliğin faydası ne? Kendi kendilerine hedef oluyorlar. Her şey kendi haline bırakıldığında, karışılmadığında, bastırılmadığında, arzulanmadığında ve kavramsallaştırılmadığında, sadece tam farkındalık içerisinde tecrübe edildiğinde spontane olarak, çabasızca ortaya çıkıyor. Bu farkındalığın kendisi sattva’dır. İnsanları ve nesneleri kullanmaz, onları doldurur.

Ben gerçekler içerisinde yaşıyorum, sen hayallerin içerisinde. Senin dünyan kişisel, özel, paylaşılamaz, samimi biçimde senin. Kimse içine giremez, senin gibi göremez, senin işittiklerini işitemez, senin duygularını hissedemez ve düşüncelerini düşünemez. Sen dünyan içerisinde gerçekten yalnızsın, sürekli değişen düşlere kapılmışsın ve onu yaşam zannediyorsun. Benim dünyam açık bir dünya, herkesin. Benim dünyamda paylaşım var, içgörü var, ve kalite var – birey bütünün kendisi ve bütün bireyin içinde. Her şey Bir ve Bir, çoğul. Konuşuyor gibi gözüküyorum ve davranır gibiyim ama benim için bunlar sadece oluveriyor. Zihin-beden mekanizmam bu işe bakıyor, beni karıştırmıyor. Sen nasıl saçının uzamasına karışmıyorsan ben de kelimeler ve eylemlere karışmıyorum. Onlar sadece oluveriyorlar ve beni ilgilendirmiyorlar, çünkü benim dünyamda hiçbir zaman işler ters yürümüyor.